Çağdaş Eğitim, Öğrenci Merkezli Eğitim ve Tam Öğrenmedir!..

 
 
   
Çağdaş Eğitim
Çoklu Zeka
Çoklu Zeka - 1
Çoklu Zeka -2
Öğretmen
Okul Yönetimi
Rehberlik
Başarı Motivs.
Çağdaş Eğt.Sit.
Eğitim Sendikl.
MEB Kurumları
Resmi Kurumlar
Sizden Gelenler
Web Tasarımcı
Sizin Siteleriniz
 
 
Ziyaretçi Sayısı: 
 
 
 
     
 

ÖĞRENMENİN OLUŞUMU

I-DUYUSAL KAYIT        

            Çevreden gelen uyarıcılar öğrencinin duyu organlarını etkiler. Örneğin, sınıftaki öğretmenin sesi kitaptaki sözcükler, tepegöz ya da slayt projektörle yapılan gösteri,bilgisayardan alınan mesajlar, yazı tahtasındaki şemalar diğer öğrencilerin konuşmaları vb. birer uyarıcıdır.İşte, öğrenme ,çevreden gelen bu uyarıcıların alınmasıyla başlar. Uyarıcılar duyu organlarını etkiler ve duyusal  kayıt yoluyla sinir sistemine girer.

            Bilginin duyusal kayıtta kalış süresi çok kısadır. Ancak duyusal kayıtın alan olarak kapasitesi sınırsızdır.

            Duyusal kayıt kendisinden sonraki öğrenme süreçleri için kritik bir öneme sahiptir. Duyusal kayıta gelen bilgi anında işlenmezse çok hızlı bir şekilde kaybolur. Duyusal kayıta gelen sınırsız uyarıcıdan sadece dikkat edilen ,öğrencinin beklentilerine ,amaçlarına uygun olan az sayıdaki uyarıcı seçilerek kısa süreli belleğe gönderilir.Diğerleri duyusal kayıttan kaybolur.

            Örneğin , çocuklar tahtadaki şemayı defterine çizerken öğretmen bir taraftan şemayı açıklıyorsa ,çocukların dikkati şema çizmeye verilmiş olacağından, öğretmenin açıklamaları duyusal kayıttan geçip kısa süreli belleğe aktarılamaz. Çünkü öğrenciler aynı anda sadece bir tür uyarıcı grubuna dikkat edip alabilmektedirler.     

II – KISA SÜRELİ BELLEK (İŞLEYEN BELLEK )

            Dikkat edilen ve algılanan bilgi duyusal  kayıttan kısa süreli belleğe geçer.

            Kısa süreli belleğin birinci işlevi sınırlı bilgiyi kısa süreli de olsa depolamaktır. İkinci önemli işlevi ise, bilginin uzun süreli bellekte depolanmasını sağlamak ve bilgiyi uzun süreli bellekten geriye getirerek hatırlamak için zihinsel işlevleri yapmaktır.

            Kısa süreli belleğin alan bakımından kapasitesi çok  sınırlıdır. Üç yaşındaki bir çocuğun kısa süreli belleği sadece üç birimlik bilgiyi depolayabilmektedir.yedi yaşına kadar , kısa süreli belleğin kapasitesi beş birime yükselmekte; on yaşından sonra da yetişkinlerde olduğu gibi beş birimle dokuz birim arasında değişmektedir. Kısa süreli belleğin bir başka sınırlılığı  da bilgi tekrar edilmediği ya da kotlanarak uzun süreli belleğe gönderilmediği takdirde en fazla 20 saniye kadar saklanabilmekte daha sonra yok olmaktadır.

            Bir birimlik  bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması 10 saniye almaktadır. Normal konuşma hızıyla anlatımda ise  bir dakikada 150 sözcük söylenmektedir. Yani her beş sözcükte bir fikir üretilmekte ve öğrenci, dakikada otuz fikri yani anlamı almakla yükümlü tutulmaktadır. Öğrenci bu fikir bombardımanı karşısında diyelim ki çok önemli olan 15’i ile yüz yüze gelse bile, dakikada ancak bunların altısını işleyerek uzun süreli belleğe gönderecek kapasiteye sahiptir. Durum böyle olunca da öğrenci geri kalan dokuz önemli fikri alamayacak , kaçıracaktır.

            Yukarıdaki nedenle öğretmenler , açıklamalarını sürekli ve hızla yapmak yerine ,öğrencilerin kısa süreli belleklerinde işlem yapmalarına olanak verecek biçimde yavaş,daha çok ana tekrarlara ve özetlemelere yer  vererek yapmalıdırlar.Sunular çok kısa ,öğretmen-öğrenci ,Öğrenci –öğrenci etkileşimi daha çok olmalarıdır.

            Öğretmen ,derste çok şey anlatıp öğrencinin çok az öğrenmesine  neden olmak yerine,çok önemli şeyleri seçip öğrencilerin tam olarak öğrenmelerini sağlamalıdır.

            Kısa süreli belleğin gereğinden fazla yüklenmesini önlemek için öğrenciye otomatiklik kazan dırılmalıdır. Otomatiklik bilgi ya da  işlemlerin çok fazla tekrar edilerek yetkin bir şekilde öğrenilmesi sonucu oluşur.

   III- UZUN SÜRELİ BELLEK

             Kısa süreli bellekte tekrar edilerek ya da anlamlandırılarak (kotlanarak) gönderilen bilgiyi sürekli olarak sakladığımız depo, uzun süreli bellektir.

            Uzun süreli bellek gerektiğinde kullanılmaya hazır olarak saklanan düzenlenmiş, organize edilmiş bilgilerin depolandığı bir kütüphaneye benzetilmektedir. Bu kütüphanenin bilgiye ulaşması yani hatırlanmayı sağlayacak milyonlarca girişe ve bölmeler arasında da geçişleri sağlayacak bir ağa sahip olduğu düşünülmek tedir. Bilginin hatırlanmasının büyük ölçüde, metaryalin katlanarak uygun yere yerleştirilmesine bağlı olduğu sanılmaktadır. Tıpkı kütüphanedeki düzenlemede olduğu gibi uygun kotlu bölmelere yerleştirilmiş kitapları aradığımızda bulmak nasıl kolaysa ,doğru bir biçimde kotlanmış ve organize edilmiş bilgiyi de uzun süreli, bellekten geriye getirip kullanmak çok kolaydır.

             ŞEMA

             Uzun süreli bellekte bilgi, şema adı verilen yapılar içinde depolanmaktadır.Şemalar , birbirine bağlı olan fikirler, işlemler ve ilişkiler setidir. Uygun şemayı bulmaksızın herhangi bir şeyi anlamaya çalışmak, tıpkı yeni gittiğimiz bir şehirde haritasız yol bulmaya benzer. Bu çok zor ve yavaş işleyen bir süreçtir.

            Öğrencinin sahip olduğu şemalar, önceki bilgileriyle yeni gelen bilgilerin ilişkilendirilmesini sağlayarak anlamlı öğrenilmesine yardım eder. Bu durumda bireyin önce kazandığı şemaların yapısı ve örgütlenmesi sonraki öğrenmelerini  büyük ölçüde etkilemektedir.Önce kazanılan şemalar ne kadar doğru olarak yapılanır ve örgütlenirse, sonra kazanılan bilgi de o kadar kolay öğrenilmektedir.Örneğin ;’’Memeli Hayvanlar’’konusu işlenirken başlangıçta ‘’dört ayaklı karada yaşayan hayvanlar’’ olarak tanımlanırsa , memelilere ilişkin kazanılan bu yanlış şemanın içine çocuğun daha sonra suda yaşayan ‘’balinayı’’ havada uçan ‘’Yarasayı’’yerleştirmesi güç olur.

            Yeni şemaların doğru oluşturulması için öğretmenlerin şunlara dikkat etmesi gerekir:  

            Özellikle küçük yaşlardaki çocukların öğretiminde ve öğrenci hangi yaşta olursa olsun tamamen yeni oluşacak öğrenmelere somut görsel uyarıcılar kullanılarak öğrencilerin yanlış anlamaları  ve yanlış şema oluşturmaları engellenmelidir. Örneğin; ‘’DENİZ ‘’ i  hiç görmemiş bir çocuğun ‘’deniz’’i öğrenmesi , denize ilişkin doğru şema geliştirmesi için film, video, slayt,poster v.b.göstermek ,sözel açıklama yapmaktan daha etkili bir öğretme – öğrenme etkinliği olacaktır.

            Sık sık öğrencilerin öğrenme eksik ve yanlışları belirlenerek ,zaman geçirilmeden düzeltilmelidir.

            Bu nedenle ünite sonlarında değerlendirme yapılması ,öğrencilerin doğru şemalar oluşturarak ,sonra ki öğrenmelerini bunların üzerine kurması açısından önemlidir.

            Öğrenmenin oluşum sürecine göre ,öğrencinin ön öğrenmeleri, yeni öğrenmelerini hazırlayıcı ya da mümkün kılıcıdır. Bu nedenle  öğretmen,öğrencinin yeni bilgiyi kazanmasını sağlarken ,yeni bilgiyi içine yerleştireceği ,ilişkilendireceği önceki bilgisiyle ilgili şemalarını harekete geçirmesi gerekir.

             Dikkat              

             Öğrenme dikkat süreciyle başlar.Öğrenmede ilk adım dikkat etmedir. Günlük yaşamımızda her an duyu organlarımız çeşitli görüntü ,ses, hareket, koku, ısı  v.b. uyarıcı bombardımanına tutulmaktadır. Eğer bu uyarıcıların tümünü algılamış olsaydık, yaşamak mümkün olmazdı. Bu nedenle bizim için önemli olan belli uyarıcılara dikkat edip diğerlerini gözardı ederek eleriz. Sadece dikkat edilen uyarıcıları işlemeye başlar ,öğrenmeyi gerçekleştiririz.

            Dikkat, gerek bireylerin bilinçli içsel süreçleri gerekse çevresel uyarıcılar tarafından kontrol edilebilir.

            Öğrencilerin dersi,konuyu başarabileceğine ilişkin inancı (Akademik özgüvene) dikkatini büyük ölçüde etkilemektedir. Öğrenci başarabildiği derse, konuya karşı daha çok ilgi duyup dikkatini verir.Bu durumdan ,öğrenciye kendi gücü ölçüsünde sorumluluklar vererek başardığını göstermek, derse dikkatini çekmede önemli rol oynar.

Öğrencinin Dikkatini Çekmede Kullanılabilecek Çevresel Uyarıcılar

a)      Fiziksel Uyarılar

Slaytlar , teyp kasetleri ,yazı tahtasında farklı biçim ve renklerle yazılmış yazılar ,öğrenmenin jestleri , mikleri  , ses tonundaki alçalma – yükselme , vurgulamalar, şemalar , haritalar, öykü, fıkra, dramatizasyon, oturuş biçimini değiştirme v.b. dikkati yönlendirici birer fiziksel uyarıcıdır.Sürekli olarak aynı uyarıcıların aynı biçimlerde kullanılması da dikkat çekme özelliğinin kaybolmasına neden olur.

b)      Aykırı uyarıcılar

Özellikle zıt etki yaratan , aykırı gelen uyarıcılar öğrencinin dikkatini harekete geçirir.

Hatalı çizilen bir grafik , içi boş olarak yansıtılan bir  harita , hatalı yapılan bir işlem , kutuplarda plaj, ekvatorda kar fırtınası v.b. aykırı uyarıcılar öğrencilerin dikkatini çekme ve yönlendirmede kullanılabilir.Özellikle belirsizlik yaratarak merak uyandırmak dikkat çekici önemli yollardan biridir.

c)      Duygusal Uyarıcılar

Bazı uyarıcılar duygusal tepkiler uyarırlar ve etkinlik düzeyini artırırlar. Örneğin; Öğrenciye adıyla hitap etmek, onun hemen dikkatinin çekilmesini sağlar.Ayrıca sevgi , mutluluk, ölüm , nefret gibi duygu yüklü  sözcüklerin bulunduğu öğrenme materyali, nötr sözcüklerin bulunduğu materyalden daha dikkat çekicidir.

d)      Emir verici uyarılar

Bazı durumlarda öğretmenler özellikle öğrencilerin başlangıç öğrenmelerinde neye dikkat edeceklerini vurgulamalı önemli bilgiyi  önemsizden ayırt etmeyi öğrenmesini sağlamalıdır.

Örneğin;

‘’Şimdi buraya dikkat edin ! ‘’,

‘’Şimdi  herkes resmin sağ  tarafına  dikkat etsin !’’         

                  ‘’Şimdi söyleyeceğim nokta çok  önemli !’’ gibi yönlendirici ifadelerle öğretmenin,         öğrencinin         dikkatini belli  noktalara toplaması gerekir.

        Öğrenciler önemli bilgiyi önemsizden ayırt etmeyi öğrendikten sonra , dikkatlerini kendileri yönlendirebilir, kendi dikkatlerini kontrol edebilirler.

ALGI

            Algılama , büyük ölçüde bireyin ön öğrenmelerinden , beklentilerinden , güdülenmişlik düzeyinden etkilenir.

            Eğer öğrenci bir konuyu, bir dersi öğrenmeye ihtiyaç duyuyorsa, onunla ilgili bir beklentisi varsa, amaçlarına uygunsa, öğrenmek için harekete geçer ve uyarıları algılamak için çaba harcar. Örneğin, balık tutmaktan hoşlanan bir öğrenci balıkların yaşamını öğrenmek için harekete geçebilir.

            Ayrıca, öğrencinin algılamaları daha önce kazanmış olduğu ön öğrenmelere dayalıdır ve onlardan etkilenir. Örneğin; dil bilgisinde öğrencinin sıfatları öğrenebilmesi için öncelikle isimleri öğrenmesi gerekir. Bu nedenle öğretmenler, öğrencilerinin dersle ilgili ön öğrenmelerini kontrol edip eksik ve yanlışları varsa önce onları tamamlamalarını sağlamalıdırlar. Aksi takdirde yeni öğreneceklerini anlamlı ve doğru bir biçimde öğrenmeleri mümkün olmaz.              

            BİLGİNİN KISA SÜRELİ BELLEKTEN

 UZUN SÜRELİ BELLEĞE GÖNDERİLMESİNDE KULLANILAN SÜREÇLER

 

1.      ÖRTÜK VE AÇIK TEKRAR 

Bilginin zihinsel yada sesli bir biçimde açık olarak tekrar edilmesidir. Örneğin; bir şiiri ezber leyinceye kadar tekrar etme; İngilizce bir sözlüğü doğru telaffuz edinceye kadar tekrar etme. Basketbol oyununu doğru ve mükemmel oynayıncaya kadar tekrar etme v.b

            Ancak tekrar etmede zamanlamanın çok önemli bir yeri vardır. Öğrenme ve hatırlama açısından aralıklı olarak yapılan tekrarlar bir defada yoğun olarak yapılan tekrarlardan daha etkilidir. Örneğin; bir şiiri bir defada oturup bütününü ezberlemek yerine, her gün birkaç dakika çalışarak ezberlemek daha kalıcıdır.

2.      KOTLAMA/ ANLAMLANDIRMA

Kotlama ya da anlamlandırma kısa süreli bellekteki bilginin , uzun süreli bellekte hali hazırda var olan bilgilerle ilişkilendirilerek uzun süreli belleğe transfer edilme sürecidir.

O halde, öğrencilerin bilgiyi anlamlı bir biçimde öğrenebilmeleri için, öğretmenlerin aşağıdaki öğretme-öğrenme etkinliklerini düzenlemelerinde yarar görülmektedir.

a)      Öğretmenler, öğrencilerin yeni bilgi ile ilgili  önceki bilgilerini hatırlamalarını sağlayarak ilişki kurmalarına, yeni bilgiyi eski bilgiyi eklemelerine yardımcı olmalıdırlar.

b)      Öğretmenler, öğrencilerin yeni bilgiyi daha önce kazanmış oldukları eski bilgilerle yapay benzerlikler kurarak anlamlandırmalarını sağlayabilirler.

            c)   Öğretmenler, öğrencilerin eski öğrendikleri bilgi ile yeni öğrendikleri bilgileri sağlayacak      ödevler, alıştırmalar verebilirler.

d)      Öğretmenler, konunun ana hatlarını öğrencilere vererek öğrencinin konuyu örgütlenmesine ve konunun ayrıntısını içine yerleştireceği bir şema geliştirmesine rehberlik etmelidir.

 BEYNİN İKİ YARI KÜRESİNİ ETKİLİ OLARAK NASIL KULLANALIM?

 Beynin sol yarı küresi sözel, matematiksel, mantıksal bilgiyi işlemek için; sağ yarı küresi de algısal, dikkat çekici, uzaysal, bütüncü, artistik bilgiyi işlemek için daha uygundur. Ancak beynin iki yarı küresi sinirsel bir bağ aracılığı ile iletişim kurmakta herhangi bir öğrenmeye iki yarı küre  de katkıda bulunmaktadır. Hiçbir yarı küre bir diğerinden üstün değildir. Her iki yarı küre birlikte kullanıldığında daha kalıcı bir öğrenme oluşmaktadır.

Öğrenci her hangi bir derste öğretmenin konuşmasını dinlemede beynin sol yarı küresini kullanır ken, aynı zamanda da yüz ifadeleri, vücut hareketleri, ses tonundaki vurgulamaları sağ yarı küre ile anlamlandırmaktadır.

Öğretmenler, eğitim durumunda öğrencinin beynin her iki yarı kümesini de kullanmasını sağlayacak biçimde öğretme-öğrenme etkinliği düzenlenmelidir.

 YAZI TAHTASINI DAHA ETKİLİ NASIL KULLANALIM?

 1.       Yazacağınız şeyi tahtaya yazmadan önce söyleyiniz. Söyleme yazmadan hızlıdır. Böylece öğrenci beynin sol yarı kümesini kullanarak bilgiyi işlemeye başlar. Yazının başı görülerek yanlış tahmin önlenir. Mesajın tahtaya yazılması süresindeki sessizlik, bilginin kısa süreli bellekte saklanması için zihinsel tekrar yapma fırsatı verir.

2.       Anahtar sözcükler kullanarak basit şekil ve şemalar çiziniz. Öğrencinin anahtar sözcükler ve temel fikirler üstünde odaklaşması için, temel kavramlar ve fikirler arasındaki ilişkiyi çok basit bir biçimde tahtada sesli düşünerek şematize ediniz. Böylece öğrenci söylenenleri beynin sol yarı kümesi ile işlerken, sağ yarı küresi ile de tahtada gördüklerini işleyecektir.

3.       Kavramlar ve fikirler arasındaki ilişkileri gösterecek şekilde yazınız. Örneğin; bir konunun ama hatlarının tahtaya yazılması, kavram ve fikirler arasındaki ilişkilerin beynin sağ yarı küresi tarafından da anlaşılmasına yardım eder. Böylece ayrıntılı bilginin içine yerleştireceği temel çerçeve oluşturulmuş olur.

4.       Yeni bir şey yazmadan önce, eski ilişkisiz bilgileri tamamen siliniz. Açık bir zihin, nasıl temiz bir düşünmeyi sağlıyorsa temiz bir tahtada etkili öğrenmeyi sağlar. Eğer önce yazılan şeyler, sonraki öğrenmeler için gerekli değilse tahtanın tamamı silinmeli ve yazı temiz tahtaya yazılmalıdır. Sadece yazacak yer kadar silmek diğer tarafları silmeden bırakmak tahtadaki fikirlerin, kavramların karışmasına neden olur. Bu durum ise dikkati dağıtacağı için, sağ yarı kürenin bilgiyi düzgün bir şekilde işlemesine engel olur.

KAYNAK:

 * Öğrenmenin Oluşumu –   Modül-1

 
 
 

                                                                            Anasayfa

 
 
Çağdaş Eğitim©2007