Çağdaş Eğitim, Öğrenci Merkezli Eğitim ve Tam Öğrenmedir!..

 
 
   
Çağdaş Eğitim
Çoklu Zeka
Çoklu Zeka - 1
Çoklu Zeka -2
Öğretmen
Okul Yönetimi
Rehberlik
Başarı Motivs.
Çağdaş Eğt.Sit.
Eğitim Sendikl.
MEB Kurumları
Resmi Kurumlar
Sizden Gelenler
Web Tasarımcı
Sizin Siteleriniz
 
 
 
 

VELİ  REHBERİ

SEVGİYE  “EVET” DEMEKLE BAŞLAYALIM

 “Sevgi duygu ve düşüncelerin paylaşılmasıdır.”

“Sevgi hoşgörüdür, fakat vurdumduymazlık, boş vermişlik değildir.”

“Sevgi, saydam olmalıdır; sevgide yalan, hile, kandırma, öç alma, kin duymaya yer yoktur.”

“Sevgi sabırlı ve sevecendir, kıskanç, kibirli yada gururlu, hasta yapılı, rahatsız edici değildir. Sevgi yanlışların hesabını tutmaz.”

“ Sevgi öğrenilen bir duygu durumudur. Her zaman kolların açık duruşudur, sevgi için kollarınızı kaparsanız, kendiniz dışında tutacak hiçbir şey kalmadığını görürsünüz.”

“Başkalarını sevmek için önce kendinizi sevmelisiniz.”

İLKÖĞRETİM:  6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur.

Amacı: Temel eğitimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak:

-          Her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırabilme; onu, milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirebilme.

-          Her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünde yetiştirilerek hayat ve üst öğrenimine hazırlamaktır.

 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM: Mecburi ilköğretim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar. Bu eğitim isteğe bağlıdır.

            Amacı:

-          Çocukların beden, zihin ve duygu gelişimini ve iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlayabilme,

-          Onları temel eğitime hazırlayabilme,

-          Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetişme ortamı oluşturabilme,

-          Çıcukların Türkçe’ yi doğru ve düzgün güzel konuşabilmelerini sağlayabilme.

Tanımlar:

            Öğretmenlik mesleği; devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.

            Eğitim; ferdin davranışlarında, yaşantıları aracılığı ile istendik ve kasıtlı davranış değişikliği meydana getirme sürecidir.

            Öğretim; bilgi; beceri alışkanlık, tutum ve değer, takdir duyguları bakımından öğrencilerin davranışları üzerinde değişiklikler yapar.

            Öğrenme; Kişinin yaşantıları aracılığı ile olgunlaşması düzeyi ile davranışlarını değiştirmesidir.

            Rehberlik; kişinin bütün özellikleri ile kendisini tanımasına ve içinde bulunduğu ortamda gelişen ihtiyaçlarına göre en uygun kararları alıp, planlar yapabilmesi için yapılan yardımlardır.

                 ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Gelişim: Döllenmeden başlayarak, yaşamın sonuna kadar yer lan süreç anlaşılmaktadır.

6 Yaş:

·         Çok hareketlidirler.

·         T.V, radyodan dinlediklerini taklit ederler.

·         Hazırlanma, giyinme gibi konularda ağırdırlar.

·         İsteklerinin hemen yerine getirilmesini isterler.

·         İlk olmak, hep kazanmak, odak noktası olmak isterler.

·         Bir yerlerinin incineceklerini bilemezler.

·         Okula uyum sağlamada zorlananlar gerileme davranışını gösterirler. ( Parmak emme, bebek gibi konuşma,.....vs.)

·         Çalışmayı severler ama kısa süreli etkinlikler olursa.

·         Okuldaki çalışmalarını evdekilere göstermekten hoşlanırlar.

·         “Her şeyi en iyi yaptıkları” duygusunun azalmasından dolayı okulda olanları istedikleri takdirde anlatırlar, sorulan soruları genellikle geçiştirirler.

·         Bazen okulda yaşanılan bir olay sonucu ya da anneyle evde kalma isteğinden dolayı okula gitmek istemeyebilirler.

·         Aritmetik işlemler ve okumayı öğrenme konusunda düzeyleri yüksektir.

 7 Yaş:

·         Akıl yürütme yetenekleri gelişir.

·         Etkinlikler fiziksel olmaktan daha çok zihinsel olmaya başlamıştır.

·         Olumsuz, dalgın, endişeli olabilirler.

·         Bu dönemde utanma duygusu yüksektir. ( Vücudunun görülmesinden, dokunulmasından hoşlanmaz.)

·         Sosyal ilişkilerde “denilen” ve “yapılan” arasındaki ayırıma varamazlar.

·         Sevilip, sevilmedikleri konusunda kaygılanırlar.

·         6 yaşa oranla kişiler arası ilişkilerde daha olumlu, paylaşımcı nazik olurlar.

·         Oyun sırasında arkadaşlarına zarar vermekten çekinirler.

·         Başkalarının, kendilerine haksızlık ettiklerini düşünürler.

·         Öğretmenlerini model alırlar, taklit ederler.

·         Bazen öğretmenlerine oldukça bağımlı davranırlar. ( Kendilerinden daha az emin oldukları için.)

 8 Yaş:

·         Yeni deneyimler arayışı içersindedirler.

·         Yetişkin dünyasına meraklıdırlar, iyi gözlem yaparlar. ( Büyüklerin hareketlerini, sohbetlerini, giysilerini...)

·         Ne olup bittiği ve nedenleri konusunda yargılara varmaya başlarlar.

·         Cinsiyet ayrımı başlar. Erkekler, kızları; kızlar, erkekleri dışlarlar, kızdırırlar.

·         Eskiye oranla daha bilinçli ve kendilerine güvenleri fazladır.

·         Kendilerini eleştirmeye başlarlar.

·         Sosyal statü, giyim, fiziksel görünüm onlar için önem taşımaya başlar.

·         Büyüklerin görev ve sorumluluklarına ilgi duyarlar. ( Tamir etmek, bulaşık yıkamak,...vb.)

·         Anne, babanın mükemmel olmadıklarının farkına varırlar.

·         Sınıf içinde daha bağımsızdırlar ve öğretmenden çok arkadaşlarına ilgi duyarlar.

·         Okula gitme isteği arkadaşlarını görmek ve oynamak içindir. Okula gitmediklerinde arkadaşlarının ne yaptıklarını merak ederler.

·         Dersi engelleyecek kadar konuşurlar, öğretmenler önlem olarak sürekli yerlerini değiştirirler.

·         Bu dönem sosyal ilişkilerin kurulmasında en önemli adımların atıldığı dönemdir.

 9 YAŞ:

·         Davranışlarda bir olgunlaşma başlar.

·         Yargılama eylemleri objektifleşmeye başlar.

·         İçsel kontrol başlamıştır. ( Duygularını kontrol etme, sorumluluk alma ... gibi.)

·         Genellikle kız çocukları giyimlerine, süslerine özen gösterirler. Erkek çocukları ise paspal,

       bakımsız, kirli oldukları için ailelerince eleştiri alırlar.

·         Zamanı, planlı bir biçimde kullanmayı öğrenirler.

·         Kendine güvenirler, hatalarını kabul eder ve söylerler.

·         Erkek çocukları; kızların kendi aralarında konuşmalarından şikayetçi olurlar. Kız çocukları;

      oyunlarının erkekler tarafından bozulmalarından şikayetçi olurlar.

·         Öğretmenlerine karşı duyguları bir iyi, bir kötüdür. Olumsuz duyguları derslerini çok etkiler.

·         Sınıfın içinde en çok tercih edilen çocuklar başarılı ama mükemmel olmayanlardır.

 

 10 YAŞ:

·         Kendisi ve çevresi ile barışıktır.

·         Kızgınlıkları, sıkıntıları, mutsuzlukları kısa sürelidir, çabuk unutulur.

·         Korkular, kaygılar azdır; aile, arkadaş, öğretmen ile ilişkileri daha yaygınlaşır.

·         Bu yaştaki kız çocukları kilo-boy olarak erkeklere oranla daha gelişkindirler.

·         Kendileri ile ilgili çok fazla değerlendirme yapmazlar. (Romantik fikirleri vardır.) Bu döneme “romantik yaş” dönemi de  denir.

·         Kendilerini olduğu gibi görürler, kabul ederler. Olumlu yönde benlik imajları vardır.

·         Öğretmenlerini severler, onun bilgisini, otoritesini kabul ederler.

·         Evde öğretmenlerinden oldukça bahsederler.

·         Okulda verilen bilgileri direkt olarak almayı, ezberlemeyi tercih ederler, özümsemezler.

 11 YAŞ:

·         Fark edilmeyi istedikleri için, kendilerine tepkisiz kalınmasından hoşlanmazlar.

·         Kendilerinin kabul edilmeleri için özelliklerini ortaya dökerler.

·         İlerideki cinsiyet rolleri ile ilgili fantezileri vardır.

·         Otoriteye bağlı davranmaktan sıkılırlar.

·         Karşı cinsle ilgilenmeler başlar.

·         11 yaş enerjik bir yaştır. Sürekli çalışmayı beceremezler.

·         Bazı çocukların okula karşı ilgileri fazlalaşır, bazıları için ise okul sorun olmaya başlar.

·         11 yaş çocukları karmaşık materyallerden hoşlanmazlar.                   ( Enerjilerini farklı bir çok şeye harcamalarından dolayı.)

·         Yaptıkları çalışmaları göstermekten haz duyarlar.

·         Cinsel konulardaki meraklarını okuduklarıyla, duyduklarıyla giderirler. Anne, babaya bir güvensizlik oluşur. Cinsel merakları, öteki meraklar gibi yerinde ve sağlıklıdır. Bu dünyayı tanıma ihtiyacından doğmaktadır.

·         Sağlıksız merak yoktur. Ancak merakın sağlıksız doyumu vardır. Kınanan merak, saplantı durumuna gelebilir.

 ERGENLİK DÖNEMİ:

( Kızlarda 11-20 yaş; Erkeklerde 13-20 Yaş)

·         Hormonlar artar, hızlı çalışır, cinsel dürtüler artar.

·         Boy uzar, kilo artar. ( Kızlarda boy 11-13 yaş arası erkeklerde 14,15-20 yaş arası uzar.)

·         Eller, ayaklar ilk büyüyen organlardır. Sonra kol ve bacaklar, en son beden gelişir.

·         Mantıksal düşünmenin yetişkinlik düzeyine erişmeye başladığı dönemdir.

·         Görüş alış- verişi, tartışma, savunma önemli bir yer tutar.

·         Problemlerine çözüm yolları bulmayı bilir.

·         Duygu durumlarında dalgalanmalar görülür.( Bir sevinç, bir üzüntü durumu arka arkaya yaşanabilir.)

·         Hormonların fazla salgılanması kişiyi bazen gergin, sinirli, endişeli, umutsuz kılabilir.

·         Kontrol altında tutulan duygular korku, öfke, kıskançlık gibi duygulardır. ( Sosyal grup tarafından hoş karşılanmadığı için.)

·         Asi, dik kafalı, inatçı, sert, kaba olabilirler. (Kendi düşünce ve fikirleriyle ilgilenirler, hep haklıdırlar.)

·         Şişmanlık, zayıflık, kısa veya uzun olmak, sivilceli, çilli olmak, göğüslerin belirmesi vb. gibi değişiklikleri benimsemeyen gençlerde kompleksler oluşabilir.

·         Saygınlık kazanmaya, statü sahibi olmaya gereksinim duyarlar.

·         İmrendiği, özendiği, sevgi ve sempati duyduğu kişi gibi olmak isterler.(Öğretmeni, annesi, babası, teyzesi....vs. olabilir.)

·         *** Lütfen dikkat edelim; 12-15 yaşlarında olumsuz bir evre geçirirler, 16-21 yaşlarındaki evreleri ise olumlu dönemdir.

Unutmayalım, bu yıllardaki sevgi yoksunluğu ve beslenme bozukluğu olumsuz etkiler bırakır.

                KAYGI YARATAN DURUMLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI

                1)      Karamsarlık, huzursuzluk ve iç sıkıntıdır. Çözüm; güven verecek ve yaşa bağlı geçici olduğunu anlatacak bir anne ve babaya ihtiyacı vardır.

   2)       Anlaşılmamak. Çözüm; Eleştirmeden, küçümsemeden ve yargılamadan dinlenilmesi ve gencin kendisini anlatmasına fırsat tanınması gerekir.

   3)      Özellikle karşı cinsle ilgili konularda onu anlayacak birine ihtiyaç duyar.

   4)      Bağımsızca davranışları engellenince gerginleşebilir, fazla izin ister. Anne ve babayla çatışmaya düşebilir.

   5)      Genci, kendine benzetmek istemesi ve yanlış yönlendirmesi, beklenti düzeyi, aşağılaması, kıyaslaması, akranları yanında kaba davranması, eleştirmesi, çocuğun yanında eşlerin kavga etmesi çocuğu kaygılandırır.         

  GENÇLER ANNE BABASIYLA ŞU KONULARDA ÇATIŞMAKTADIRLAR:

1-Ailesinin gence baskı yapması  2-Ailesinin genci eleştirmesi   3-Ailesinin genci evde azarlaması   4-Ailesinin aşırı nasihat vermesi   5-Ailesinin genci anlamaması      6- Gencin üstüne çok düşülmesi  7-Sağlığı ile aşırı ilgilenilmesi   8-Akşamları geç gelmeye izin verilmemesi   9-Ailesinin gencin her şeyini öğrenmek istemesi            10-Bir konunun çok uzatılması    11-Gence tertipsiz ve dağınık olduğunun söylenmesi     12-Anne, babanın gencin yanında tartışması   13-Okuldaki ders başarısının tenkit edilmesi   14-Anne, babanın kendi doğrularını kabul ettirmeye çalışması.

ÇOCUK OKULA HAZIR MI?

            İlköğretimden önce çocuklar evde veya ana sınıfı vasıtasıyla hazırlıktan geçmelidirler. Çünkü okula alışma ve öğrenmekte güçlük çekmez.

            Okula başlayan çocuğun şimdiye kadar alıştığı düzenin değişmesi karşısında tedirgin ve huzursuz olması normaldir. Çünkü çocuğun erken yatması, erken kalkması, okula gitmesi, ders yapması, zamanı kontrollü kullanma gereği, oyun oynayamamanın getirdiği sınırlamayı kabullenmek, sınıf geçerek başarılı olmak gibi sorumluluğun altına girmiştir. Bunlar çocuk için ağır ve giderek de ağırlaşacaktır.

            Bu nedenle ana, babaların okul öncesi ve okul döneminde çocuklarına psikolojik ve fiziksel şartlar açısından destek olmaları gerekmektedir.

            Çocukta yeni bir ortamdan dolayı çeşitli korkular oluşur. Bunlar; yanlış yapmak, arkadaşları tarafından dışlanmak, alay edilmek, öğretmenlerden azar işitmek...vb düşünce ve davranışlar korkulara neden olur ve okul korkusunu yoğun bir şekilde yaşamaya başlar. Bu konulardan bizlerin haberdar olması, okul idaresi ve öğretmenleriyle iletişim kurmayı bilmemiz gerekir.

            Korkulara, çocuğun gösterdiği davranışlar: Haşarılık, saldırganlık şeklinde olabilir.

            Bazı çocuklarda bu korkular; içine kapanıklığa, sessiz ve sakinliğe sebep olur.

     *** Bu nedenle sevgi dolu, anlayışlı, destekleyici ve bilinçli bir tutum sergilemeliyiz.

                OLUMSUZ DAVRANIŞLARA CEZASIZ NASIL ENGEL OLABİLİRİZ? 

A-    Çocuk Davranışını Yapmadan Önce:

1)      Önleyici Açıklama: Örneğin, “ Oyuncaklarını, eşyalarını  yerine koymadığın zaman yoruluyorum

ve üzülüyorum.” Beklentim, zamanında özel eşyalarını kaldırman.

2)      Çevreyi Değiştirme: ( Çocuğa kızmamak için önceden tedbir almak) Küçük kardeş büyüğü ders saatlerinde rahatsız ediyorsa, büyüğün ders yaptığı saatte küçüğe özel bir uğraş, ilgi bulmak...vb.

3)   Örnek Olma: (Önce anne, babanın kendisi örnek olmalıdır.) Ben sana küfür etme demedim mi, salak...vb.

4)   Çocuğun İyi Alışkanlıklar Geliştirmesine Yardımcı Olmak: “Odan çok dağılmış, gel beraber toplayalım, bak kitapları şuraya koyalım...vb.”

            Ders Alışkanlığı; gel yemeğimizi yiyelim, müziği de dinleyelim, konuşalım, sonra ders çalışırız.

Üst baş Alışkanlığı; gel gömleğini düzeltelim, üstünde kirlenmiş sanırım, yıkanmasını ister misin?

Temizlik Alışkanlığı; ellerimizi nerelere değdik...kirlenmiş midir sence? O halde yıkayalım.

         B-     Sorun Olan Davranış Sırasında:

1) Olumsuz Davranışın Nedenini Düşünmek: Yemek yemiyorsa, nedenini düşünmek...

Kardeşine ve eşyalarına hırçın davranıyorsa, nedenini düşünmek...

Hasta olabilir, yorgun, uykusuz olabilir, bir şeyi yanlış anlamış, sinirlenmiş olabilir...

2) Alternatif Sunmak: Ablasının defter ve kalemlerini elliyorsa, ona da birer tane vermek. Markette her şeyi elliyor, alınmasını istiyorsa, almak istediğimiz ürünleri ona gösterip, sepete koymasına izin vermek.

3) Anne ve Babanın Duygularını Belirtmesi: ( Olumsuz davranıştan dolayı duyulan olumsuz duyguları ve olumsuz etkiyi belirtmek.)

“ Ben evde yokken dersini yapmadığın zaman üzülüyorum, hem benim sokağa çıkmama engel oluyor hem de işlerimiz aksıyor, sen de gecikiyorsun...”

             C - Sorun Olan Davranıştan Sonra:

1) Etkileri Göstererek Pişmanlık Duyurma: Sana güveniyorum ama oyuncaklarını yerlerine koymadığın ve sözünü tutmadığın için bu güvenimi kırıyorsun, ben de kızgın davranıyorum,   sinirleniyorum.

2) Çocuğun Olumsuz Davranışının Sonuçlarını Yaşamasına Müsaade Etmek: Duvarı boyayan çocuk duvarı silmelidir. Dersini yapmayan bir çocuk, T.V seyredememeli, hafta sonu eve bir saat erken gelmeli, yemek ayırt ediyorsa ona uygun yemek yapılmamalı, yemezse açlığı göze almalı. 

 ANNE, BABA TUTUMLARI:

 Demokratik Anne, Babalar:

·         Çocuğuna içten sevgi saygı duyar.

·         Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına duyarlıdır.

·         Çocuğun görüşlerine değer verir.

·         Her konuda çocuğuna güvenir ve yönlendirir.

·         Doğrular, yanlışlar yargılamadan hoşgörüyle verilir.

·         Çocuğunu bir “birey” olarak kabul eder.

·         Çocukları arasında eşitsizlik yapmaz.

 İlgisiz Anne, Babalar:

·         Çocuğunu ihmal eder, kendini düşünür.

·         Çocuğun ilgi ve gereksinimlerinden habersizdir.

·         Çocuğun varlığından bile rahatsız olur, uzaklaştırır.

·         Çocuğunu hor görür, aşağılar, değersiz kılar.

·         Çocuğunu yönlendirmez, bilgilendirmez.

·         Çocuğuna sevgi göstermeyi bilmez, düşünmez.

 Otoriter Anne, Babalar:

·         Çocuğunu, iyi davranışlar gösterdiğinde sever.

·         Çocuktan mutlak itaat bekler.

·         İstek ve emirler tartışmasız yerine getirilmelidir.

·         Çocuğunu sürekli eleştirir ama eleştirilmek istemezler.

·         Çocuğun hayal, amaç ve ideallerine değer vermezler.

·         Çocuğun doğrusundan ziyade kendi doğrularını kabul ederler.

·         Çocuğuna kendi görüş ve fikirlerini zorla kabul ettirir.

·         Bağırmak. Çağırmak, dövmek... davranışlarını olumsuz görmezler.

Koruyucu Anne, Babalar:

·         Çocuğun tüm ihtiyaçlarını kendileri karşılarlar.

·         Çocuğun yanlışlık yapmasından, zarar görmesinden korkarlar.

·         Aşırı sevgiden dolayı çocuğunu doyumsuzluğa iter.

·         Çocuğunu bir “birey” olarak değil, sürekli çocuk olarak görürler.   

       ÇOCUK NASIL ETKİLENİR?

1)  Demokratik Tutum Sonucu: Çocuk kendini tanır, kendine güvenir, başkalarıyla ilişkisi olumludur. Bağımsız ve kendine yeten bir birey olur, yalan söylemez, yanlışlarını kolay düzeltir, saygılıdır, mutludur.

2)  İlgisiz Tutum Sonucu: Kendisini yetersiz görür, kendine güvenmez, kendini ve hiç kimseyi sevmez,

hor görmeyi, aşağılanmayı ailede gördüğü için devam ettirir, kompleksleri fazladır, ilişkileri soğuktur.

3) Otoriter Tutum Sonucu: Bağımlı, güvensiz, pısırık, içe kapanık olurlar, okuldan kaçarlar, yalan 

atarlar, çalma davranışında bulunabilirler, anlayışsız, isyankar, inatçı olurlar, nefret ve korku duyarlar, saldırgan olurlar.

4) Koruyucu Tutum Sonucu: Güvensiz, bağımlı, korkak, ürkek, pasif olurlar. Kendi ayakları üzerinde

duramazlar. Sorumluluk alamazlar, kalabalıkta konuşmaktan çekilirler.

 “ÇOCUĞUMUN SEVGİSİNİ KAZANMAK İSTİYORUM” DİYENLER

1) Çocuğunuzun davranışlarını, duygularını önemseyin.

2)      Sevgi ve saygı duyduğunuzu belli edin.

3)    Hatalarına aşırı tepki vermeyin, hoşgörülü olun.

4)      Tutarsız davranmayın, ana-baba olarak ortak kararlar alın.

5)      Çocuğunuzun mükemmel olmasını istemeyin, beklemeyin.

6)     Çocuğunuzun iyi davranışlarını takdir edin, ödüllendirin, ama abartmayın.

7)    Devam eden hataları olursa hafta sonu cezalandırmaları uygulayın.

8)      İyi bir insan örneğini  siz gösterin.

9)      Başkalarıyla kıyaslamayın, küçümsemeyin.

10)   Çocuğunuzun sırlarına saygılı olun.

11)   Arkadaşlarının yanında kırmayın, incitmeyin.

12)   Sordukları sorulara cevap verin, kaçmayın, oyalamayın.

“ÇOCUĞUMUN SEVGİSİNİ KAZANMAK İSTEMİYORUM” DİYENLER

1)      Çocuğunuzu okşamayın,öpmeyin.

2)      Çocuğunuzla hiçbir şey paylaşmayın.

3)      Çocuğunuzu dövün, ona bağırın.

4)      Hiçbir zaman takdir etmeyin.

5)      Onu küçümseyin, aşağılayın.

6)      İyi, başarılı çocuklarla kıyaslayın.

7)      Verdiğiniz sözleri tutmayın.

8)      Gereksiz kurallar koyun.

9)      Sürekli eleştirin.

10)   Çocuğunuzu korkutun.

11)   “Sevgi” konusunda pazarlık yapın.

12)   Zayıf aldığı zaman tehdit edin.

 
 

                                                                            Anasayfa

 
 
Çağdaş Eğitim©2007